End of the Oak Street: Abrams 90’lar Ruhunu Arıyor!

End of the Oak Street: Abrams 90’lar Ruhunu Arıyor!

End of the Oak Street tam bugün ihtiyaç duyulan pulp içerik gibi bir şey.

90’larda Spielberg The Lost World ile birlikte Jurassic Park kafasını banliyöye kısıtlı bir süreliğine de olsa taşımıştı.

Emmerich’in Godzilla’sının aksine çok daha küçük bir semte taşınan, bu frekansta bir felaket hikayesine nicedir kimse el atamadı.

Hazır Spielberg tam anlamıyla eskisi gibi estirmiyorken, Emmerich elini ayağını blockbusterlardan çekmişken, Stephen King metinlerinden eski usül anlatılar çıkarılamıyorken, modern sinemanın en nefret edilen figürlerinden biri haline gelen J. J. Abrams bu boşluğu doldurmayı hedeflemiş.

Yönetmen koltuğuna da az ama öz işlerle yankı uyandırmaya devam ederken, It Follows’un yarattığı süksenin gölgesine sığınma kolaycılığına kaçmayan David Robert Mitchell oturmuş.

Belli ki Mitchell, öyküyü kaleme alırken de Spielberg’ün, King’in (özellikle Under the Dome, Buick 8, The Mist), Emmerich’in, estetik anlamda olmasa bile fikir açısından Lovecraft’ın (From Beyond) hatta Paul W. S. Anderson’un (Event Horizon) etkisinde ailecek seyredilebilecek kıvamda bir felaket filmi ortaya çıkarmış.

Temelde orta sınıf çekirdek ailenin temel travmalarının 50 yıla yakın süredir değişmediğinin de altını çizen End of the Oak Street, yer yer The Asylum filmlerini bile kıskandıracak kılçıksız bir goofy şöleni (bkz devasa Boa yılanımsısısının sahnesi) yer yer de açıklama gerektirmeyecek bir dolu saçmalığı göğsünde tatlı tatlı eritmiş bir blockbuster-altı yapım.

80 milyon dolarlık bütçe her ne kadar bu ölçekte bir yapım için özellikle de Abrams gibi bir simsar açısından yönetilmesi kolay bir bütçe olsa da CGI’lar yer yer göz kanatıyor. Kendi liginde çok tatlı bir film. Değerli olan kısmı ise, artık böyle bir ligin neredeyse kalmamış olması.


RETROVILLE TV

NEDEN TUTMADI?

Sinema tarihinin değeri bilinmemiş, kıyıda köşede kalmış, seyirciden ya da eleştirmenlerden çokça dayak yemiş, gişede çuvallamış ama bir şekilde hayatımızda iz bırakmış yapımlarını keşfetmeye hazır mısınız?