Motor City: Yönetmen Burada Tam Olarak Anlatmak İstediğini Anlatamamış yorumu loading IIIIIII………….
Bu zamana kadar tanıklık ettiğim en anlamsız biçim zorlaması olabilir. Tamamen diyalogsuz bir aksiyon filmi tasarlarken, bunu bir bağlama oturtmamak garip.
Tamam illa karakterin, sağır veya dilsiz olması gerekmiyor ama filmin momentumuna kıyaslandığı zaman diyalogsuzluk inadı seyri hantallaştırıyorsa, demek ki bazı şeyler tam olarak oturmamış. Yani 2014 tarihli Myroslav Slaboshpytskyi’nin The Tribe (Plemya)’ı ya da Kim Ki Duk’un Bin-jip’i gibi örneklerde diyalogsuzluk / sessizlik, kayıtsız kalamayacağımız bir temele oturuyordu.
Motor City’de ise yönetmen Potsy Ponciroli sanki işi inada bindirerek “tamamen diyalogsuz bir aksiyon filmi çekeceğim agalar” demiş, sonra pişman olmuş ama yolundan bir türlü dönememiş gibi. Sorun bir aksiyon filminin diyalogsuz olması değil. Hatta tersine, John Wick filmi tamamen diyalogsuz olsaydı çok daha iyi işlerdi.
Sorun diyalogsuz bir filmin, diyaloğa ihtiyaç duyacak türden mizansenlerle süslenmesi. 70’ler fonunda bir suç gerilimini, Yeşilçam melodramlarını aratmayacak bir hikaye etrafında şekillendirip, karakterlerin ıkına sıkına sessiz kalmak için yırtındığı performanslarla sunmak, bir stil denemesinden ziyade, totosuyla inatlaşanın altına pislemesi durumuna dönüşüyor bir süre sonra.
Potsy Ponciroli’nin kalemi hala Old Henry gibi, bütün unsurları dozunda kullandığı filmler. Sinemada yeni şeyler denemek elbette heyecan verici ama bazen de “bir şeyin bu kadar sık denenmemiş olmasının, mantıklı bir sebebi vardır” demek gerekiyordur, kim bilir?
